Bulutlu havalarda nasıl gemi yönetilir?

Bulut bilişim son dönemde en çok konuşulan konulardan birisi oldu. Duymayan kalmamıştır diye düşünüyorum. Yıllar önce ilk tanıtımları hatırlıyorum, mucize gibi geliyordu. Altı yedi yıl önce artık bilgisayara gerek kalmayacak, tüm yazılımlar herhangi bir terminalde çalışabilecek, tüm belgelere istenilen her yerden ulaşılabilecek dendiğinde inanamıyorduk. Şu anda ise bize sundukları ile yetinmek zorunda kaldığımızı hissediyoruz.

Amazon.com’un kendi veri merkezlerindeki atıl kapasiteyi kullandırarak cirosunu yükseltmeye çalıştığı ilk günlerden sonra hızla bir patlama yaptı bulut bilişim ve artık Amazon’un en önemli gelir kaynaklarından birisi haline geldi. Bu da diğer tüm bilişim firmalarının Amazon’un ardından bulut bilişime balıklama dalmasına sebep oldu. Neredeyse tüm firmalar bulut bilişim hizmetleri çıkardılar. En çabuk yaygınlaşan hizmetler Google’ın sunduğu bireysel hizmetler oldu.  Gmail ve Docs insanların davetiye için birbirlerini ezdiği bir fenomen haline geldi kısa sürede.

Kurumsal Bulut Bilişim hizmetleri ise bireysel hizmetler kadar hızlı ve kolay yaygınlaşmadı. Özellikle Türkiye’de ancak son yıllarda telekomünikasyon firmalarının öncülüğünde bazı basit servisler verilmeye başlandı. Turkcell ve Türk Telekom şu an bu pazar için yoğun bir rekabet içindeler. Hangisinin pastadan büyük pay alacağını sunabildikleri katma değerli hizmetler belirleyecek.

Kurumlar için karar vermek daha zor. Bireysel kullanıcıların bir sistemden diğerine geçişleri anlık kararlar ile mümkün olabilirken kurumlar uzun fizibilite çalışmaları yapmak zorundalar. Ayrıca bireysel bulut hizmetleri oyunlar, mail hesapları, video arşivleri gibi daha eğlenceli alanlara yoğunlaşmışken kritik bir CRM veya ERP yazılımını buluta yerleştirmek gibi daha ciddi gözüken işlerde kararlar çok daha yavaş alınıyor. Bulut Bilişimciler fizibiliteyi  vaat ettikleri gibi daha az çalışan ve daha çok verimlilik ile aşabilseler de işin bir de güvenlik boyutu var.

En gizli bilgilerini potansiyel olarak herkesin görebileceği, fiziksel olarak da kontrol edemedikleri bir yapıya teslim etmek istemeyenler çoğunlukta. Bazı yazılarda Amazon’un CIA ile işbirliği için bazı önemli şirket sırlarını rakip Amerika’lı firmalara aktardığı bile yazıldı. Doğru olma ihtimali olmayan böyle söylentiler bile Bulut Bilişim’in önünü tıkıyor. Üstelik bu tip şehir efsaneleri ile yaratılan güvensizlik ortamına rost&Sulliva gibi şirketlerin raporları da körükle gidiyor.

Frost & Sullivan Araştırma Sorumlusu  Jayashree Rajagopal, bulut bilişim piyasasının görece yeni ve halen gelişim aşamasında olmasının, özel sektördeki kurumların bu geçişi geciktirmelerinin başlıca nedenlerinden biri olduğunu ifade ediyor. Rajagopal, Amazon Web Services’ın başına gelen bir dizi teknik zorluk neticesinde binlerce işletmeye hizmet veren bir bulut ağında yaşanan sorunların, güvenirlilik probleminin artmasına neden olduğunu vurguluyor.Tüm bunların üstüne yeni yeni kendine hissettiren çevrecilerin baskısını da eklenince Bulut Bilişim hizmetlerinin gelişmesi iyice zorlaşıyor.

Bir basın bülteni tüm hikayeyi anlatıyor: Greenpeace İstanbul, Levent’teki Microsoft binası önünde gerçekleştirdiği eylemle, yazılım şirketini kirli enerjiler yerine yenilenebilir enerji kullanmaya çağırdı. Yaklaşık bir saat süren eylemin ardından, eylemciler göz altına alındı.

Üzerinde “Microsoft bulutun ne kadar temiz?” yazılı pankart açan eylemciler, şirketler tarafından kullanıma sunulan bulut bilişim sistemlerine (Cloud) talebin artmasının kömür ve nükleer gibi kirli enerjilerin kullanımını da artırdığına dikkat çekti.

Görüldüğü gibi Kurumsal Bulut Bilişim hizmetlerinin tam anlamıyla yaygınlaşması için şirketlerin bizleri çok daha etkin bir şekilde ikna etmesine ihtiyaç  var.

Önümüzdeki yazılarda da bu alandaki tüm gelişmeleri size aktarmaya devam edeceğiz..

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shopping Cart